Güneş enerjisi, Türkiye'nin net sıfır emisyona giden yolculuğunda önemli bir müttefik olacağa benziyor. Bu enerjiden faydalanabilmek için kurulacak fotovoltaik sistemlerin uzman çözümlerle tehlikelere karşı iyi korunmasını sağlamak kritik önem taşıyor.

Christian Vögerl, DEHN SE Güney ve Batı Avrupa Bölgesi Satış Direktörü

Türkiye, Avrupa ve Asya arasındaki konumu sayesinde bol miktarda güneş ışığı almakla birlikte oldukça büyük bir güneş enerjisi potansiyeline sahiptir. The Global Solar Atlas, yıllık ortalama yaklaşık 1910 kWh/m2 ışınım değerine sahip olması nedeniyle Türkiye'nin güneş enerjisinden yararlanmak adına ideal bir ülke olduğunu vurgulamaktadır ki bu da ülkenin güneş enerjisi alanındaki muazzam potansiyelinin bir kanıtıdır.1 Küresel düzeyde yenilenebilir enerji kaynaklarına doğru geçiş eğiliminin farkında olan Türkiye, yalnızca gelecekteki elektrik ihtiyacını karşılamakla kalmayıp bunun sürdürülebilirliğini de sağlayacak stratejileri aktif olarak takip ediyor. Ülke, 2053 yılına kadar net sıfır emisyonu hedeflerken, belirli politikalar ve yatırımlar yoluyla ekonomik büyümeyi de aktif bir şekilde beslemeyi planlıyor. Türkiye, inovasyonu benimseyerek ve uluslararası işbirlikleri yoluna giderek daha temiz, daha yeşil ve daha iyi bir gelecek yaratmak adına oldukça kararlı görünüyor.

Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Haziran 2022 sonu itibariyle güneş enerjisine dayalı elektrik kurulu gücünün 8,479 MW olduğunu ve bunun toplam kurulu güç içerisindeki oranının %8,35 olduğunu bildirmiştir. Ülkenin güneş enerjisi için elverişli iklimi ve maruz kaldığı ışınım göz önüne alınırsa, şüphesiz ki bu potansiyelden faydalanmak adına çok daha fazla yatırım yapmak mümkündür. Fotovoltaik sistemlerdeki gelişmeler ve azalan maliyetler, bu yenilenebilir enerji türünü Türkiye topraklarında sadece uygulanabilir değil, aynı zamanda ekonomik olarak da cazip hale getirmektedir. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, Türkiye’de 11,6 milyon adet bina bulunmakta olup bu miktarın yaklaşık %87’sini konut nitelikli binalar oluşturmaktadır ve Türkiye’nin bina stokuna her yıl 100.000’den fazla yeni bina eklenmektedir. Bu binaların çatı ve cephelerine önümüzdeki yıllarda büyük miktarlarda güneş enerjisi yatırımlarının yapılabileceği öngörülmektedir.3

Sürdürülebilir Güneş Enerjisi için Risklerin Yönetilmesi

Güneş enerjisinin umut vadeden potansiyeline rağmen, Türkiye'de fotovoltaik sistemlerin etkili bir şekilde yaygınlaştırılması ve uzun ömürlü olmasını sağlamak için birtakım zorlukların ele alınması gerekmektedir. En önde gelen zorluklardan biri, güneş enerjisi sistemlerinin yıldırım düşmesive elektrik dalgalanmalarına karşı savunmasız olmasıdır. Yıldırım düşmesi, fotovoltaik sistemler için önemli bir risk oluşturmakta ve ekipman hasarına, operasyonel aksamalara ve hatta güvenlik tehlikelerine neden olabilmektedir.

HAYDİ SOFRAYA, UYGUN FİYATA KALİTELİ YEMEK HİZMETİ SUNUYOR HAYDİ SOFRAYA, UYGUN FİYATA KALİTELİ YEMEK HİZMETİ SUNUYOR

Fotovoltaik sistemlerin yıldırım ve aşırı gerilim kaynaklı risklere karşı korunmasının kritik öneminin farkında olan ve bu koruma çözümlerinde küresel bir lider olan DEHN, güneş enerjisi sistemlerinin söz konusu ihtiyaçlarını karşılamak üzere özel olarak tasarlanmış çözümler sun. DEHN'in kapsamlı aşırı gerilim koruma cihazları, yıldırımdan korunma sistemleri ve topraklama çözümleri, fotovoltaik sistemleri korur.

Fotovoltaik sistemlerde bulunan elektrik bileşenleri ve kablo ağı, bu sistemleri doğal olarak yıldırımınların neden olabileceği güç dalgalanmalarına karşı hassas hale getirir. Bir güneş panelinin yakınına düşen tek bir yıldırım; inverter, şarj kontrol cihazları ve izleme sistemleri gibi ekipmanlara zarar verebilecek aşırı gerilimler üretebilir. Ek olarak, aynı fenomenin elektromanyetik parazit gibi dolaylı etkileri fotovoltaik tesislerin bütünlüğünü zayıflatarak ilave sorunlara yol açabilir. Böylesine bir durum da operasyonu tümüyle tehlikeye atarak kaçınılması oldukça zor mali kayıplara neden olabilir. Fotovoltaik sistemlerin yatırım hacimleri yüksektir ve sistemin sürekli kullanılabilir olması sistem operatörleri için temel bir gerekliliktir. Bu nedenle yıldırımlardan kaynaklanan hasar riski TS EN 62305-2'ye uygun olarak hesaplanmalıdır. Böyle bir risk analizinin sonuçları, yıldırımdan korunma sisteminin planlanması için temel oluşturur.

DEHN'in hava terminalleri, iniş iletkenleri, topraklama ve eşpotansiyel kuşaklama sistemlerini içeren gelişmiş yıldırımdan korunma sistemleri, yıldırımların neden olabileceği hasarlara karşı etkin bir koruma sağlar.

Türkiye yenilenebilir enerji yolunda önemli adımlar atıyor ve güneş enerjisi bu yolculuğun temel unsurlarından biri olacak gibi görünüyor. Bu yolda yapılacak yatırımları korumak adına, yıldırım ve elektrik dalgalanmalarının fotovoltaik sistemler için oluşturduğu risklerin bilinmesi ve bunlara karşı önlem alınması kritik önem taşıyor. DEHN'in yıldırım ve aşırı gerilim koruma çözümleri ile hasar riski önemli ölçüde azaltılabilir. Güvenilir koruma önlemlerine yatırım yapmak, Türkiye'nin enerji dönüşümüne yardımcı olur ve daha yeşil, daha sürdürülebilir bir geleceğe giden kapıyı açar.