Psikosomatik sancılara dikkat!
Bedensel belirtilerimiz ruhsal olarak nasıl hissettiğimizle ilişkili olabilmektedir. Birçoğunuz gün
içerisinde baş, boyun ve karın ağrıları ya da mide bulantısı gibi şikâyetlerden yakınıyor olabilirsiniz. Bu
şikâyetlerin sebebi fizyolojik olabileceği kadar psikolojik kaynaklı da olabilmektedir. Psikosomatik
sancılar olarak adlandırdığımız bu şikâyetleri genellikle ifade edilmemiş ya da edilemeyen ve hatta
fark edilmeyen duyguların dışa vurum şeklinde tanımlayabilirim. Eğer dil konuşmazsa beden konuşur.
Bunun anlamı peki nedir? Kısacası içeride biriken, bastırılan bu duyguları bedenin dışarı çıkarma
ihtiyacının ifadesidir. Beden adeta saç dökülmesi, ağrı, deride kaşıntılar ya da egzama gibi tüm bu
belirtiler yoluyla ifade edilemeyen duyguları kusmaya ve kendisini göstermeye çalışır.
Genellikle bu somatik ifadeler toplumun yapısı ve yaş dönemine göre farklılık gösterebilir. Örneğin
okula gitmek istemeyen okul çağındaki bir çocuk karın ağrısı ya da mide bulantısı gibi somatik
belirtiler yoluyla okulda yaşadığı zorbalığın dışa vurumu çalışıyor olabilir. Bir başka örnek ise bir
kadının psikolojik rahatsızlıklarının ya da duygusal ihtiyaçlarının kabul görmediği toplumlarda bu
duygusal ihtiyaçlar kişide baş ağrısı ya da kol ağrısı gibi bedensel ifadelerle çıkabilir. Çünkü bu
fizyolojik ifadeler dil bulduğu zaman yorulan kişinin dinlenmesi için fırsat sunulabilmektedir.
Dolayısıyla bir kadının ‘’Yorgunum artık yapamayacağım desteğe ihtiyacım var.’’ ifadesi yerine
‘’Migrenim tuttu.’’ şeklinde ifadesi hem kişinin kendisi hem de toplum tarafından daha kolay kabul
görmesi, anlaşılması için bir yolu olabilir. Böylece kadının somatik sancıları yoluyla ihtiyaçları görülür.
Tüm bunlar duyguları sözel ifadeler yerine somatik ifadeler aracılığıyla dışa vurmayı olumsuz bir
şekilde destekler.
Düşünce, duygu ve davranışlarımız bir bütündür. Birlikte hareket ederler. Eğer kendinizi stresli
hissediyorsanız düşünceleriniz ve davranışlarınız bu duyguyu destekler nitelikte olacaktır. Kişiler
genellikle şu şekilde ifadelerle gelebilmektedirler; ‘’Tüm gün oturmama rağmen bütün gün taş
taşımışım gibi tüm vücudum ağrıyor.’’ beden dursa da aslında zihniniz var gücüyle olumsuz
düşüncelerle çalışır. Dolayısıyla strese neden olan olumsuz düşünceler fizyolojik olarak da
bedeninizde gerginliğe neden olur. Bütün gün gerilen kaslar savaş kaç mekanizmanızın sürekli olarak
aktif tutarak gevşeme moduna geçmenizi zorlaştırır. Bu durum size bütün gün taş taşımışsınız gibi
yorgun ve ağrılı hissettirir. Fark edilemeyen düşünce ve duygular aslında size şu mesajı vermeye
çalışıyor olabilir; ‘’Artık dur, destek al ve rahatla’’ savaş kaç mekanizması yani sempatik sinir
sistemimizden parasempatik yani güvendesin ve rahatla mekanizmasına geçebilmek kimimizin için
meditasyon ve nefes gibi gevşeme egzersizleriyle, kimimiz için ise ‘’Bunu yapmak istemiyorum ya da
senin bu davranışların beni rahatsız ediyor.’’ ifadeleriyle olabilmektedir. Ancak gerek erken dönem
yaşantılarımız, gerekse kültürel yapıdan kaynaklı sebeplerden dolayı bazen duygu ve ihtiyaçlarımızı
fark etme ve ifade etme konusunda zorluk yaşayabiliriz. Bu sebeple psikoterapi desteği almak hem
psikosomatik belirtilerinizi azaltarak ruh sağlığınızda hem de fiziksel sağlınızın üzerinde olumlu bir etki
oluşturacaktır.