<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Denge Gazetesi, Gaziantep Haberleri, Gaziantep Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.gaziantepdenge.com</link>
    <description>Gaziantep Haberleri, Gaziantep Son Dakika Haberleri, Gaziantep Yerel Gazeteler</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.gaziantepdenge.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 12 Apr 2026 05:53:31 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepdenge.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[RAMAZAN’DA HURMA TÜKETİMİNE DİKKAT: ÖLÇÜLÜ TÜKETİLMELİ !]]></title>
      <link>https://www.gaziantepdenge.com/ramazanda-hurma-tuketimine-dikkat-olculu-tuketilmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepdenge.com/ramazanda-hurma-tuketimine-dikkat-olculu-tuketilmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ramazan ayıyla birlikte iftar ve sahur sofralarının vazgeçilmezlerinden biri olan hurma, doğru şekilde tüketildiğinde birçok fayda sağlarken, uzmanlar aşırı hurma tüketiminin özellikle bazı metabolik rahatsızlıkları olan kişiler için risk oluşturabileceğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Medical Point Gaziantep Hastanesi Endokrinoloji Uzmanı Uzm. Dr. Ümit Çınkır</strong>, hurmanın doğal şeker içeriğinin yüksek olduğunu belirterek, “<em>Hurma lif, potasyum ve antioksidan açısından zengin bir meyvedir. Oruç sonrası kan şekerini dengelemeye yardımcı olur ancak porsiyon kontrolü yapılmadığında kan şekerinde ani yükselmelere sebep olabilir</em>” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle diyabet hastaları, insülin direnci olan bireyler ve kilo kontrolü sağlamaya çalışan kişilerin hurma tüketiminde dikkatli davranması gerektiğinin altını çizen Uzm. Dr. Çınkır, “Bir adet hurma ortalama 20–25 kalori içerir ve nispeten yüksek glisemik indekse sahiptir. İki ya da üç adetin üzerine çıkıldığında, özellikle yemek öncesi hızla yükselen kan şekeri düzeyleri görülebilir” uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>İftar ve sahur önerileri</strong></p>

<p>Uzm. Dr. Ümit Çınkır, Ramazan süresince sağlıklı beslenmenin önemine vurgu yaparak şu tavsiyelerde bulundu:</p>

<p>· İftarda hurmayı suyla birlikte, ana yemeğe geçmeden önce 1–2 adet ile sınırlamak,</p>

<p>· Sahurda protein ağırlıklı beslenmeyi tercih ederek kan şekerinin daha dengeli kalmasını sağlamak,</p>

<p>· Aşırı tatlı ve şerbetli yiyecekler yerine doğal şeker kaynağı hurma gibi gıdalarla iftarı açmak,</p>

<p>· Gün boyunca yeterli miktarda su tüketimine özen göstermek.</p>

<p><strong>Risk gruplarına özel uyarı</strong></p>

<p><strong>Medical Point Gaziantep Hastanesi Endokrinoloji Uzmanı Uzm. Dr. Ümit Çınkır</strong>, “<em>Her bireyin metabolik profili farklıdır. Bu nedenle hurma tüketimi gibi beslenme unsurlarını kişiselleştirmek sağlık açısından daha doğru olacaktır.</em>” dedi.</p>

<p><strong>Medical Point Gaziantep Hastanesi Endokrinoloji Uzmanı Uzm. Dr. Ümit Çınkır:</strong> “<em>Ramazan’da hurma tüketimi tamamen yasak değil; ancak ölçülü ve bilinçli bir şekilde tüketilmesi hem kan şekeri kontrolü hem de genel metabolik sağlık açısından büyük önem taşıyor.”</em> dedi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gaziantepdenge.com/ramazanda-hurma-tuketimine-dikkat-olculu-tuketilmeli</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 15:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepdengecom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepdenge-com/uploads/2026/03/umit-cinkir.jpg" type="image/jpeg" length="50320"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[GAZİANTEP’TE HASTALARA REFAKATÇİ DESTEĞİ BAŞLIYOR]]></title>
      <link>https://www.gaziantepdenge.com/gaziantepte-hastalara-refakatci-destegi-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepdenge.com/gaziantepte-hastalara-refakatci-destegi-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep’te hastanede yatan ve refakatçi bulmakta zorluk yaşayan hastalara yönelik önemli bir sosyal destek hizmeti hayata geçiriliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile Gaziantep İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğinde Gaziantep Valiliği koordinasyonunda “Refakatçi Hizmeti” protokol imza töreni düzenlendi. Törene, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep Valisi Kemal Çeber ve Gaziantep İl Sağlık Müdürü Dr. Beytullah Şahin katıldı.</p>

<p></p>

<p>Protokol ile Gaziantep il sınırları içerisinde ikamet eden hastaların refakatçi ihtiyacının karşılanması, hasta yakınlarının günlük yaşam ve iş yükünün hafifletilmesi amaçlanıyor. Yalnız yaşayan, sosyal desteği bulunmayan ve dezavantajlı bireylerin sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştıracak projede, hastaların tedavi süreçlerinde yalnız bırakılmaması ve sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi öngörülüyor.</p>

<p></p>

<p><strong>REFAKATÇİ HİZMETİ KİMLERE SUNULACAK?</strong></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Refakatçi hizmeti, kamu hastanelerinde yatarak tedavi gören, 18 yaş ve üzeri, yalnız yaşayan, sosyal desteği olmayan ya da maddi ve sosyal açıdan dezavantajlı hastalar ile hasta yakınlarına sunulacak. Hizmetten yararlanacak hastalar, İl Sağlık Müdürlüğü tarafından uygun görülen ve büyükşehir tarafından sosyal incelemesi yapılan bireylerden oluşacak.</p>

<p></p>

<p>Yeni doğum yapmış hastalar, 65 yaş ve üzeri bireyler, yoğun bakım hastaları, demans ve ileri bilişsel bozukluğu bulunanlar ile psikiyatrik yatışı olan hastalar hizmet kapsamı dışında tutulacak.</p>

<p></p>

<p><strong>BAŞVURULAR HASTANELERDE ALINACAK</strong></p>

<p></p>

<p>Refakatçi hizmeti, her hasta için yılda en fazla 5 gün olmak üzere, hafta içi 08.00 ile 17.00 saatleri arasında verilecek. Başvurular, hastanelerde bulunan Hasta Hakları Birimleri tarafından alınacak ve Gaziantep Büyükşehir’in tahsis ettiği özel yazılım sistemi üzerinden belediyeye iletilerek süreç başlatılacak.</p>

<p></p>

<p>Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin imza töreninde yaptığı konuşmada, ‘Biz kimsesizlerin kimi, sessiz yığınların sesi olacağız’ diyerek sözlerine başladı. Şahin, “Tesisleşmede Şehir Hastanesi ile birlikte devlet hastanelerimiz ve özel hastanelerimizde artık sağlık turizmini konuşur hale geldik. Sağlık camiasında her gün bir adım daha ileri gitmek için sahadaki mesaimizi sürdürüyor, istişarelerimizi düzenli bir şekilde yapıyoruz. Hasta yakınlarının da taleplerini sürekli dinliyoruz. Kendilerinin refakatçi talepleri söz konusu oldu. Biz bu taleplerini bugün atacağımız imza ile yerine getiriyoruz. Hayırlı uğurlu olsun” diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>Gaziantep Valisi Kemal Çeber ise böyle bir protokolü Türkiye genelinde daha önce duymadığının altını çizerek, “Böyle hayırlı bir protokol ile haftaya başlamaktan dolayı son derece keyifliyim. Gerçekten Büyükşehir Belediyesi hangi kamu hizmetinde ‘şu da olsa daha iyi olur’ dediği ne varsa orayı tespit ederek ihtiyaçlara karşılık veriyor. Bugün de bu protokol tam da bu dediğimiz konuya karşılık geliyor. Hasta ve hasta yakınlarından ençok talep aldığımız konulardan birisi refakat idi. Bugün bu ihtiyacı karşılamak için bir araya geldik. Gaziantep’imize hayırlı ve uğurlu olsun.</p>

<p></p>

<p>İl Sağlık Müdürü Dr. Beytullah Şahin de, Gaziantepliler adına Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in ortaya koyduğu bu duyarlılık için teşekkürlerini ifade ederek, projenin hastanede yatan hastaların refakatçi ihtiyaçlarını gidereceğini söyledi.</p>

<p></p>

<p>Konuşmaların ardından protokol, hatıra fotoğrafı çektirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gaziantepdenge.com/gaziantepte-hastalara-refakatci-destegi-basliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Feb 2026 15:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepdengecom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepdenge-com/uploads/2026/02/gaziantepte-hastalara-refakatci-destegi-basliyor-1.jpeg" type="image/jpeg" length="34781"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İNSÜLİN DİRENCİ OBEZİTEYİ TETİKLİYOR]]></title>
      <link>https://www.gaziantepdenge.com/insulin-direnci-obeziteyi-tetikliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepdenge.com/insulin-direnci-obeziteyi-tetikliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnsülin direnci, tüm dünyada ve ülkemizde giderek artan obezitenin önemli nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gaziantep Özel Hatem Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Kalli, insülin direnci hakkında önemli bilgiler verdi.</p>

<p>Dr. Kalli, insülin direncini; kas, yağ ve karaciğer hücrelerinin pankreas tarafından üretilen insüline yeterince yanıt verememesi sonucu kan şekeri seviyesinin yükselmesiyle ortaya çıkan bir metabolik bozukluk olarak tanımladı.</p>

<p><strong>Belirtiler Önemsenmeli</strong></p>

<p>İnsülin direncinin ilk sinyallerinin çoğu zaman göz ardı edildiğini belirten Dr. Kalli, sık yaşanan tatlı krizleri, yemek sonrası uyku hali, kilo vermede zorlanma, yemekten sonra kan şekerinin ani düşmesine bağlı el titremesi ve terleme ile bel çevresinde giderek artan genişlemenin insülin direncinin belirtileri arasında yer aldığını ifade etti.</p>

<p><strong>Metabolik Sağlık, Yaşam Kalitesinin Temelidir</strong></p>

<p>İnsülin direncini yalnızca geçici olarak baskılamanın yeterli olmadığını vurgulayan Dr. Kalli, tedavinin temelinde vücudun doğal dengesini yeniden kurmanın yattığını söyledi.</p>

<p>“İnsülin direnci tedavisinde öncelikli adım yaşam tarzı değişiklikleridir. Tıbbi beslenme tedavisi, düzenli egzersiz, fiziksel aktivitenin artırılması ve uyku düzeninin sağlanması büyük önem taşır. Beslenme planı; bireyin yaşı, cinsiyeti, fiziksel aktivite düzeyi ve yaşam tarzına göre kişiye özel olarak belirlenmelidir,” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Zamanında Müdahale Önemli</strong></p>

<p>İnsülin direncinin başka hastalıkların gelişimini de tetikleyebileceğine dikkat çeken Dr. Kalli, erken tanı ve zamanında müdahale ile bu durumun kontrol altına alınabileceğini belirtti. Bu sayede tip 2 diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarının önüne geçilebileceğini vurguladı.</p>

<p><strong>İnsülin Direnci Testi</strong></p>

<p>İnsülin direncinin tespitinde önemli bir gösterge olan HOMA-IR değerinin, vücudun insüline karşı duyarlılığını ölçen önemli bir parametre olduğunu ifade eden Dr. Kalli, normal koşullarda bu değerin 2.5’in altında olması gerektiğini, 2.5’in üzerindeki değerlerin metabolik sorunlara işaret edebileceğini söyledi.</p>

<p><strong>Stres ve Uyku Düzeni de Etkili</strong></p>

<p>Dr. Kalli, insülin direncinin gelişmesinde; yüksek trigliserit düzeyleri, aşırı kilo, stres, fiziksel aktivite yetersizliği, polikistik over sendromu ve uyku bozukluklarının önemli rol oynadığını belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gaziantepdenge.com/insulin-direnci-obeziteyi-tetikliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 08 Jan 2026 14:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepdengecom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepdenge-com/uploads/2026/01/dr-halil-kalli.jpg" type="image/jpeg" length="55047"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[9 ŞUBAT DÜNYA SİGARAYI BIRAKMA GÜNÜ]]></title>
      <link>https://www.gaziantepdenge.com</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepdenge.com" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gaziantepdenge.com</guid>
      <pubDate>Fri, 09 Feb 2024 09:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://www.gaziantepdenge.com/vendor/te/assets/images/placeholder.png" type="image/jpeg" length="76194"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hamilelikte Risk Yaratan Nedenlere Dikkat !]]></title>
      <link>https://www.gaziantepdenge.com/hamilelikte-risk-yaratan-nedenlere-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepdenge.com/hamilelikte-risk-yaratan-nedenlere-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hamilelik doğal bir süreçtir. Ancak bazı durumlarda hamilelik oluşmadan önce anne adayında&nbsp;mevcut olan hastalıklar, az yada fazla kiloya sahip olması veya hamileliğe dolayı daha sonra gebelik dönemi kendini belli eden sorunlar farklı hamilelikte risklere sebep olabilmektedir. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Jinekolog Op. Dr. Mehmet Bekir Şen konu hakkında bilgiler verdi.</p>

<p><b>Riskli Gebelik Nedir ?</b></p>

<p>Riskli gebelik; anne adayı ve bebeğin sağlığı açısından birtakım riskler barındıran gebeliklere verilen isimdir. Bir gebeliğin riskli olmasını; annede geçmişte var olan veya gebelikte ortaya çıkan hastalıklar belirleyebilir. Buna ek olarak bebekte görülebilecek olası kromozom anormallikleri de gebeliği riskli yapabilmektedir. Riskli gebelik takibinde gebeliğin sorunsuz bir şekilde devam edebilmesi ve doğumun sağlıklı bir şekilde gerçekleşebilmesi için tüm modern imkanlar sevk edilir.</p>

<p><b>Riskli Gebelik Nedenleri Nelerdir ?</b></p>

<p>Annede genel sağlığı ve gebeliği tehlikeye atabilecek kronik bir hastalık bulunması. Bunlara örnek olarak hipertansiyon ve diyabet gibi hastalıklar verilebilir, gebelikte preeklampsi, eklampsi teşhisi, gebelik kolestazı, gebeliğin 35 yaşından sonra gerçekleşmiş olması, gebeliğin 17 yaşından önce gerçekleşmiş olması, öncesinde bir kadın hastalığı ile ilgili cerrahi operasyon geçirmiş olmak, aşırı kilo veya aşırı zayıflık, annenin ideal kilosunda olmaması, kanama ve pıhtılaşma ile ilgili hastalıklar, daha önceki bir hamileliğin düşükle sonlanması&nbsp;ve&nbsp;kötü obstetrik hikaye ( daha önceki gebeliğin ex ile sonuçlanması )</p>

<p>Gebelik, yalnızca anne kaynaklı sorunlar sebebi ile riskli olmaz. Bazı durumlarda bebek ve plasenta kaynaklı sorunlar da gebeliği, riskli gebelik kategorisine sokabilir.</p>

<p></p>

<p><b>Bebek ve plasenta kaynaklı riskli gebelik nedenleri arasında şunlar bulunur:</b></p>

<ul type="disc">
 <li>Plasentada yapısal bozukluklar bulunması.</li>
 <li>Plasentanın doğum kanalını tıkaması veya kapatması.</li>
 <li>Plasentanın pozisyonu ile alakalı bazı problemler.</li>
 <li>Plasentanın rahim dışında organlara da tutunmuş olması.</li>
 <li>Koryoamniyonit ( enfeksiyonun eşlik etmesi )</li>
 <li>Anne kanından DNA testi (fetal genetik tarama testleri) sonucu bazı hastalıkların tespit edilmiş olması.</li>
 <li>Embriyonun gelişimi ile alakalı birtakım bozukluklar.</li>
 <li>Anne karnında gelişen bebekte suyun azlığı ( oligohidramnioz )</li>
 <li>Düşük tehdidi</li>
 <li>Erken doğum riski ( preterm eylem )</li>
</ul>

<p>Gebeliği riskli yapan sebepler çeşitlilik gösterebilir. Bu sebeplerin erkenden tespit edilebilmesi ve gebeliğin sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi için düzenli jinekolojik muayeneleri aksatmamak gerekir.</p>

<p><b>Riskli Gebelikte Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir?</b></p>

<p>Riskli gebelik durumlarında dikkat edilmesi gereken en önemli durum; doktor kontrollerini aksatmamaktır.&nbsp;Kadın doğum uzmanı&nbsp;muayeneleri sırasında gebelikle ilgili tüm riskler düzenli olarak kontrol edilir. Böylece her hafta hem gebeliğin durumu hem de annenin ve bebeğin sağlığı değerlendirilir. Gerekli beslenme düzeni oluşturulabilir, bazı önemli testler yapılabilir. Kilo alımı gibi durumlar kontrol altında tutulabilir. Riskli gebelik sırasında dikkat edilmesi gereken durumların tamamı; riskli gebelik takibi ile düzenli olarak gözden geçirilebilir.</p>

<p><b>Riskli Gebelik Takibi Nasıl Yapılır?</b></p>

<p>Riskli gebelik takibine dahil olan süreçler; gebeliği riskli yapan faktörlerin türlerine ve şiddetlerine göre değişiklik gösterebilir. Her şeyden önce bu risk faktörlerinin özenli bir şekilde değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirme çeşitli muayeneler ve testlerle yapılabilir. Ultrason gibi ileri görüntüleme teknikleriyle bebeğin ve gebeliğin gidişatı incelenebilir. Böylece detaylı ve kişiye özel bir takip planı oluşturulur.</p>

<p>Riskli gebelik takibi süreçleri de genelde anne adayının ve bebeğin; çeşitli hastalık risklerine karşı düzenli olarak bazı testlerden geçirilmesi ile devam eder. Bu testler sonucu tespit edilen hastalıklar erkenden tedavi edilir. Bazı hastalıklar ise yine bu testler sayesinde henüz tam olarak ortaya çıkmadan önlenebilir. Anne adayının beslenme düzeni, psikolojik durumu ve diğer önemli faktörler konusunda da çeşitli uygulamalara başvurulabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gaziantepdenge.com/hamilelikte-risk-yaratan-nedenlere-dikkat</guid>
      <pubDate>Wed, 20 Dec 2023 14:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepdengecom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepdenge-com/uploads/2023/12/unknown-14.jpeg" type="image/jpeg" length="72897"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tokalaşmayla Bile Bulaşabiliyor! Göz Nezlesi Salgınına Dikkat!]]></title>
      <link>https://www.gaziantepdenge.com/tokalasmayla-bile-bulasabiliyor-goz-nezlesi-salginina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepdenge.com/tokalasmayla-bile-bulasabiliyor-goz-nezlesi-salginina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Havaların soğumasıyla birlikte pek çok bulaşıcı enfeksiyon salgınlar yaparak çeşitli hastalıklar<br />
meydana getirir. Adenoviral konjonktivit, diğer adıyla göz nezlesi de kış ve ilkbaharın erken aylarında<br />
salgın yapan, gözün şiddetli bir enfeksiyonudur. 60’tan fazla alt tipi olan Adenovirüslerin bazı tipleri<br />
özellikle göz enfeksiyonlarına yol açmaktadır. Bu salgından nasıl korunmamız gerektiğini ve daha<br />
fazlasını için İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Enes Kesim ile konuştuk.<br />
Bu belirtilere dikkat!<br />
 Uykudan uyanınca göz kapaklarında yoğun çapaklanma ve yapışıklık,<br />
 Kızarıklık,<br />
 Göz kapaklarında şişlik,<br />
 Sulanma,<br />
 Işık hassasiyeti gibi şikâyetlerle başlar.<br />
Tek gözde başlayıp %60-80 ihtimalle birkaç gün içerisinde diğer göze de bulaşır. Hastalık başladıktan<br />
sonra günler içerisinde durum kötüleşir. Bulanık görme, gözde yabancı cisim hissi, göz kapaklarını<br />
açmakta zorlanma meydana gelebilir. Hafif ateş, grip benzeri belirtiler, kulak önünde veya çene<br />
altında lenf bezlerinin şişmesine bağlı ağrı eşlik edebilir. İyileşme genelde 10-14 gün sürer, bazı<br />
kişilerde 3 haftayı bulabilir. Gözün saydam tabakası korneada lekeler oluşturarak görme kaybına<br />
sebep olabilir. Bu lekelerin geçmesi aylarca sürebilir, dolayısıya uzun süreli görme problemlerine yol<br />
açabilir.<br />
10-12 gün kadar bulaşıcılığı sürüyor!<br />
Adenovirüslerin bulaşıcılığı hayli yüksektir. Enfekte yüzeylerle (havlu, kapı kolları vb.) el teması,<br />
tokalaşma, medikal cihazlar (özellikle hastanelerde) yoluyla bulaşabilir. Aile içinde, okullarda,<br />
kışlalarda, hastanelerde kolaylıkla yayılabilir ve salgınlar yapabilir. Bu nedenle enfekte kişilerin<br />
izolasyonu oldukça önemlidir. Enfeksiyonu bulunan kişiler hastalık başlangıcından itibaren 10-12 gün<br />
kadar bulaştırıcıdır. Bu yüzden özellikle bu süre boyunca kişisel eşyalar ayrılmalı, tek kullanımlık<br />
havlular kullanılmalı, mümkünse ayrı yataklarda yatılmalı, eller sıkça sabunlu suyla yıkanmalıdır.<br />
Ellerinizi sık sık sabunlu suyla yıkayın ve yüzünüze temas etmeyin<br />
Göz nezlesi pek çok komplikasyona yol açabileceğinden, belirtileri taşıyanlar mutlaka göz doktoruna<br />
muayene olmalıdır. Günümüzde adenoviral konjonktivitlerin hala etkili bir tedavisi bulunmamaktadır.<br />
İlaçlar, hastaları rahatlatmak ve ek hastalıkların önüne geçmek için kullanılır. İlaçların dışında soğuk<br />
kompres uygulaması, göz kapaklarındaki ödemin azalmasını sağlar ve hastaları rahatlatır. Göz<br />
nezlesinde kişisel hijyen, tedaviden çok daha önemli bir yere sahiptir. Kişisel olarak alınacak basit<br />
önlemlerle tüm bulaşıcı hastalıklarda olduğu gibi adenoviral konjonktivit salgınlarının da önüne<br />
geçilebilir. Ellerinizi sık sık sabunlu suyla yıkamak, kirli ellerle yüzünüze temas etmemek ve hasta<br />
kişilerle temas etmemek hastalık riskinizi en aza indirecektir. Unutmayın; bir kişi, binlerce kişiyi<br />
enfekte edebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gaziantepdenge.com/tokalasmayla-bile-bulasabiliyor-goz-nezlesi-salginina-dikkat</guid>
      <pubDate>Tue, 19 Dec 2023 09:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepdengecom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepdenge-com/uploads/2023/12/goz-nezlesi-foto.jpg" type="image/jpeg" length="36125"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BÖLGESEL YAĞLANMAYA KARŞI ÖNERİLER]]></title>
      <link>https://www.gaziantepdenge.com/bolgesel-yaglanmaya-karsi-oneriler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepdenge.com/bolgesel-yaglanmaya-karsi-oneriler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzman Diyetisyen Şükrü Can Gülşen konu hakkında önemli bilgiler verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bedende yağ miktarının fazla&nbsp; olması sağlık sıkıntılarının var olmasında başlı başına bir neden değildir ama vücutta abdominal yağlanma ( bel bölgesi yağlanması)&nbsp; olduğunda&nbsp; insülin direnci, kortizol fazlalığı, hipotiroidi, cushing sendromu ,kardiyovasküler rahatsızlıklar,hipertansiyon , kolesterol gibi... hastalıklar baş göstermeye başlar.</p>

<p></p>

<p><b>Abdominal yağlanma yani bölgesel yağlanmanın başlıca sebepleri ;</b></p>

<p></p>

<p>Dengesiz beslenme ,ana öğünleri atlamak, fazla alkol tüketimi, hareketsizlik ve buna bağlı olarak az enerji harcama, kronik stres, fazla ve karışık şekilde meyve tüketimi, saat 6’ dan sonra yemek yememek, kadınlarda menopoz dönemi, fazla karbonhidrat almak, hiç ekmek tüketmemek, ara öğünler yapmamak, kuruyemiş, kuru meyve gibi gıdaları gereğinden fazla tüketmek ve light gıdaları fazla miktarda tüketmek.</p>

<p></p>

<p><b>Bölgesel yağlanma nasıl önlenir ;&nbsp;</b></p>

<p></p>

<p>- Herkesin alması gereken besin miktarı farklıdır. Bir besini olması gerekenden&nbsp; fazla tüketmek de&nbsp; tamamen yememek de doğru bir tercih değildir. Uzun sürece vücudun besinsiz yani aç bırakmak başta abdominal yani bel çevresi olmak üzere yağlanmayı artırır. Önemli olan sık sık her besinden yeterli kadar tüketmeyi öğrenmektir.</p>

<p></p>

<p>- Lif alımı çok önemlidir. düzenli ve yeterli lif iç organları normalden fazla çalıştırarak yağ oranını azaltır.</p>

<p></p>

<p>- Meyveler tek tek ve gereğinden fazla tüketilmemelidir.</p>

<p></p>

<p>- Kuruyemiş kalori bakımından çok yüksektir bu sebeple porsiyon miktarına dikkat edilerek tüketilmelidir.</p>

<p></p>

<p>- Alkolden uzak durulmalıdır.</p>

<p></p>

<p>-&nbsp; Su tüketimine dikkat etmek çok önemlidir. Unutmayın ki yağ yakımında su tüketimi ve idrar rengi elzemdir.</p>

<p></p>

<p>-&nbsp; Aynı zamanda bol hareket etmek gerekmektedir. Düzenli bir hale gelip yaşam standardı haline gelmesi gerekmektedir. Spor yapmak vücutta yağ oranını azaltan diyetle beraber en önemli parametrelerden bir tanesidir. Özellikle yürüyüş ya da yüzme vücutta hem bölgesel hem genel yağlanmayı düşüren 2 spor şeklidir. Haftada 6 kez 40 dakika tempolu aralıksız yapılan aktivite yağlanmayı azaltır. Hızlı yapılan aktivite sizi daha çok terleten aktivite kas oranınızı azaltmaktan öteye gidemez.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gaziantepdenge.com/bolgesel-yaglanmaya-karsi-oneriler</guid>
      <pubDate>Wed, 13 Dec 2023 14:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepdengecom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepdenge-com/uploads/2023/12/kilooo.jpg" type="image/jpeg" length="17128"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklar da Göz Kapak Sarkması! ]]></title>
      <link>https://www.gaziantepdenge.com/cocuklar-da-goz-kapak-sarkmasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepdenge.com/cocuklar-da-goz-kapak-sarkmasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Şeyda Atabay konu hakkında bilgiler verdi. ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Çocuklarda göz kapaklarının düşmesi endişe kaynağı olabilir ve altta yatan çeşitli tıbbi durumların belirtisi olabilir. Pitozis olarak bilinen bu durum doğuştan (doğumda mevcut) veya edinsel (doğumdan sonra gelişen) olabilir. İşte çocuklarda pitozis hakkında bazı yaygın nedenler ve bilgiler:&nbsp;</p>

<p><b>Konjenital Pitozis:</b>&nbsp;Konjenital pitozis çocuklarda en sık görülen formdur ve genellikle doğumda veya kısa bir süre sonra fark edilir. Göz kapaklarının kaldırılmasından sorumlu olan levator kaslarının az gelişmiş veya zayıf olmasından kaynaklanabilir. Bazı durumlarda, diğer göz rahatsızlıkları veya sendromları ile ilişkili olabilir.&nbsp;</p>

<p><b>Edinilmiş Pitozis:</b>&nbsp;Edinilmiş pitozis çocuklarda travma, iltihaplanma veya nörolojik durumlar gibi çeşitli nedenlerle gelişebilir. Travmatik pitozis, göz veya göz kapağındaki bir yaralanmadan sonra ortaya çıkabilir. Miyastenia gravis veya Horner sendromu gibi enflamatuar durumlar da çocuklarda pitoza yol açabilir.&nbsp;</p>

<p><b>Tedavi&nbsp;</b></p>

<p>Çocuklarda göz kapağı düşüklüğünün tedavisi altta yatan nedene bağlıdır. Konjenital pitozis vakalarında, özellikle sarkıklık görmeyi etkiliyorsa veya ambliyopiye (göz tembelliği) neden oluyorsa cerrahi düzeltme gerekli olabilir. Edinilmiş pitozis altta yatan durumun tedavi edilmesini gerektirebilir.&nbsp;</p>

<p>Çocuğunuzun göz kapaklarında düşüklük olduğundan şüpheleniyorsanız, Kapsamlı bir göz muayenesi ve tıbbi geçmişin gözden geçirilmesi, nedenin ve uygun tedavinin belirlenmesine yardımcı olacaktır. &nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gaziantepdenge.com/cocuklar-da-goz-kapak-sarkmasi</guid>
      <pubDate>Wed, 13 Dec 2023 10:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepdengecom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepdenge-com/uploads/2023/12/ptosis5-1024x536.jpg" type="image/jpeg" length="69236"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp Krizi Geçirme Olasılığı Sabahları Daha Yüksek Oluyor!]]></title>
      <link>https://www.gaziantepdenge.com/kalp-krizi-gecirme-olasiligi-sabahlari-daha-yuksek-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepdenge.com/kalp-krizi-gecirme-olasiligi-sabahlari-daha-yuksek-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Dr. Murat Şener konu hakkında bilgiler verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p>Yapılan araştırmalar, sabahın erken vakitlerinde gerçekleşen kalp krizlerinin, yüksek miktarda stres hormonu gibi başka sebeplere de bağlı olabileceğini düşünüyor. Güne başladığınız da vücudunuz, vücudunuzu güne hazır hale getirmek için stres hormonları salgılar. Buna ek olarak, vücudunuz uyandığınızda susuz kalma eğilimindedir ve bazı insanlar için eklenen stres hormonları ile&nbsp;dehidrasyonun&nbsp;birleşimi kalp krizini tetiklemek için yeterli olabilir.</p>

<p>Sabahları artan kalp krizi riskinin yanı sıra, araştırmacılar sabah kalp krizlerinin kalbe, günün herhangi bir saatinde meydana gelenlerden daha fazla zarar verebileceğini de buldular</p>

<p>Kalp krizi riski, bu süre zarfında vücutta meydana gelen çeşitli faktörler ve fizyolojik değişiklikler nedeniyle sabahları daha yüksektir:</p>

<p><b>*Sirkadiyen Ritim:</b>&nbsp;Vücudumuzda kan basıncı, kalp atış hızı ve hormon salınımı dahil olmak üzere çeşitli vücut fonksiyonlarını düzenleyen 24 saatlik bir döngü olan doğal bir sirkadiyen ritim vardır. Bu ritimler kardiyovasküler sistemi etkileyebilir. Sabahın erken saatlerinde, tipik olarak sabah 6 ile 10 arasında, kan basıncında bir tepe noktası ve kortizol ve adrenalin gibi bazı hormonların seviyelerinde bir artış olur ve bu da kalbi strese sokabilir.</p>

<p><b>*Sabah Kortizol Dalgalanması:</b>&nbsp;Kortizol, sabahları doğal olarak artan bir stres hormonudur. Kortizol seviyelerindeki bu artış, kan basıncının ve kalp atış hızının artmasına neden olabilir ve bu da kalp krizi de dahil olmak üzere kardiyovasküler olay riskini artırabilir.</p>

<p><b>*Trombosit Agregasyonu:</b>&nbsp;Kandaki trombositlerin sabahları bir araya gelme veya kümelenme olasılığı daha yüksektir. Trombositler kümelendiğinde, arterlerde kan pıhtısı oluşma olasılığını artırabilir. Bu pıhtılar potansiyel olarak kalp kasına giden kan akışını engelleyebilir ve kalp krizine yol açabilir.</p>

<p><b>*Kalbe Kan Akışının Azalması:</b>&nbsp;Bazı çalışmalar, sabahın erken saatlerinde kalp kasına giden kan akışında bir azalma olduğunu göstermiştir. Bunun nedeni sempatik sinir sistemi aktivitesinin artması ve kan viskozitesindeki değişiklikler gibi faktörler olabilir.</p>

<p><b>*Uyku Apnesi:</b>&nbsp;Birçok kişi sabahın erken saatlerinde daha belirgin olabilen uyku apnesi yaşar. Uyku apnesi, kişinin uyku sırasında solunumunun tekrar tekrar durduğu ve başladığı bir durumdur. Kalp krizi riskinin artmasıyla ilişkilidir ve sabahın erken saatleri de dahil olmak üzere uyku sırasında daha yaygındır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu fizyolojik nedenlerden dolayı kalp krizi riski sabahları daha yüksek olsa da, kalp krizlerinin günün veya gecenin herhangi bir saatinde meydana gelebileceğini unutmamak önemlidir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gaziantepdenge.com/kalp-krizi-gecirme-olasiligi-sabahlari-daha-yuksek-oluyor</guid>
      <pubDate>Fri, 08 Dec 2023 11:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepdengecom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepdenge-com/uploads/2023/12/kalp-krizi-belirtileri-nelerdir.jpg" type="image/jpeg" length="15870"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarınızı kış hastalıklarından koruyun ]]></title>
      <link>https://www.gaziantepdenge.com/cocuklarinizi-kis-hastaliklarindan-koruyun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepdenge.com/cocuklarinizi-kis-hastaliklarindan-koruyun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep Özel Anka Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Ali Ayas,  çocukların kış mevsiminde, bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeniyle daha sık hasta olduğunu belirterek zamanında ve doğru tedavinin önemine dikkat çekti. ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Kış aylarında artış gösteren hastalıklar en çok çocukları etkiliyor. Kapalı ve kalabalık mekanlarda daha fazla vakit geçirmek, okul ve kreş ortamı gibi etkenler çocukların daha sık hastalanmasına neden oluyor. Gaziantep Özel Anka Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Ali Ayas, kış aylarında çocukları hastalıklardan korumak için neler yapılması gerektiği hakkında şu bilgileri verdi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>“Havaların soğuması ile birlikte özellikle çocuklar hassas olan yapıları nedeniyle hasta olmaya daha çok meyilli. Kışla beraber kapalı, kalabalık alanlarda geçirilen vakit arttıkça hastalıkların bulaşması da kolaylaşır. Açık alanda mikropların çocukları bulması zorken kapalı alanlarda çok kolaydır. Çocuk yoğunluğunun yüksek olduğu tüm kapalı mekanlar, oyun gurupları, yuva ve okullar, hijyeni yeterince iyi sağlanmayan, iyi havalanmayan oyun, parti alanları, alışveriş mekanları da hastalık kapmak için yeterli imkanı sunar. Özellikle kış aylarında çoğalan ve dört bir yanda kol gezen bakteriler ve virüsler, kalabalık ve sık havalandırılmayan ortamlarda yayılır. Kreş ve okullarda geçirilen vakit de enfeksiyonların yayılması için zemin oluşturur.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><b>“Tedavi edilmediği takdirde ciddi sağlık sorunlarına neden olur “</b></p>

<p><b>&nbsp;</b></p>

<p>Tehlikeli olan hastalıkların başında grip geliyor. Hastalık öksürük ve aksırıkları ile havaya yayılan salgıların solunması yoluyla bulaşıyor. Birkaç günlük kuluçka döneminin ardından ise ani başlayan ateş, baş ağrısı, boğaz ağrısı, kas ve vücut ağrısı, halsizlik, burun akıntısı ve öksürük belirtileri ile ortaya çıkıyor. Bu hastalık birçok kişi tarafından önemsenmiyor ancak dikkat edilmediğinde ciddi sorunlara yol açabiliyor. Enfeksiyon, ilerlerse ve iyi tedavi edilmezse larenjit, farenjit, bronşit, sinüzit ve orta kulak iltihabına dönüşebiliyor. Daha ilerlerse zatürre, menenjit, beyin ve kas iltihabı gibi yaşamı tehdit eden hastalıklar da ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle bu hastalıkta erken önlem alınması gerekiyor. Gerekli tedavinin ardından yakınmalar yaklaşık 1 haftada geçiyor, öksürük ise diğer belirtiler kaybolduktan sonra 1 hafta daha sürebiliyor. Tedavide çocuğun dinlenmesi ve bol sıvı alması önemli. Akciğerlere ait hava yollarının iltihaplanmasıyla oluşan bronşit de, özellikle sonbahar ve kış aylarında çocukları tehdit ediyor. Öksürükle bulaşan ve tedavisi eksik kalan gribin zemin hazırladığı bronşitin belirtileri arasında çocuklarda yoğun balgam, hırıltılı ve sık solunum, öksürük nöbetleri yer alıyor. Uzayan öksürüklerle kendini gösteren zatürrenin belirtileri arasında ise ateş, titreme, üşüme, terleme, öksürük, balgam, göğüs / sırt ağrısı, hızlı nefes alıp verme, göğüste hırıltı, nefes alıp verirken göğüs duvarında içe çekilmeler, kusma, baş ağrısı, kas ağrısı, halsizlik, iştahsızlık, gibi belirtiler görülüyor. Soğuk havalar pek çok hastalığın oluşumuna zemin hazırlarken, özellikle orta kulak iltihabı da bu dönemde sağlığı olumsuz etkileyen hastalıklar arasında yer alıyor. Bu hastalık, ateş, işitme problemleri ve kulak akıntısı ile kendini gösteriyor. Hastalıklar erken tanı, tedavi ve düzenli takip ile kontrol altına alınabilmektedir. Tedavi edilmediği takdirde ise yayıldıkları bölgeye göre ciddi sağlık problemlerine yol açabilir”</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Ailelerin alacakları basit önlemlerle çocuklarını hastalıklardan koruyabileceğini dile getiren Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayas, “Gerekli önlemler alındığı takdirde hastalıktan korunmak mümkün. Çocukların soğuk nedeniyle enfeksiyon kapma riski artar. Ancak sırf bu nedenle terlemelerine neden olacak kalın kıyafetlerden de kaçınılmalıdır. Ailelerin çocuklarını giydirirken aşırı üşütmek ya da aşırı terletmemeye özen göstermeleri gerekmektedir. Hijyen koşullarının iyi olmadığı yerlerde enfeksiyonlar hızlı yayılmaktadır. Bu nedenle ailelerin temizlik kuralları konusunda çocuklarını eğitmesi de önemlidir. Çocuklar yorgun ve uykusuz olduklarında vücut dirençleri de düşerek daha kolay hastalanabilirler. Bu nedenle çocuklarda uyku düzeni özellikle kış aylarında daha da önem kazanmaktadır. Tüm gün okulda efor harcayan çocukların uykusu kadar dinlenmelerine ve dengeli beslenmesine de dikkat edilmeli. Çocukların bulunduğu odalar sık sık havalandırılmalı, aileler çocuklarını kirli havadan ve sigara dumanından uzak tutmalılar. “diye konuştu</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gaziantepdenge.com/cocuklarinizi-kis-hastaliklarindan-koruyun</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Nov 2023 09:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepdengecom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepdenge-com/uploads/2023/11/dr-ali-ayas-1.jpeg" type="image/jpeg" length="26703"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SAĞLIKLI, GENÇ VE PARLAK CİLDİN SIRRI : C VİTAMİNİ]]></title>
      <link>https://www.gaziantepdenge.com/saglikli-genc-ve-parlak-cildin-sirri-c-vitamini</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepdenge.com/saglikli-genc-ve-parlak-cildin-sirri-c-vitamini" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dermatoloji Uzmanı Dr.Mehmet Demirel konu hakkında bilgiler verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kış meyvelerinde oldukça fazla bulunan C vitaminini düzenli şekilde tüketmek bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi ile özdeşleştirilmiştir. Oysa ki C vitamini cildiniz için de mucizevi etkilere sahip. Yıpranmış cildinizi onarmak, cilt yaşlanmasını geciktirmek ve lekesiz parlak bir cilde sahip olmak için de oldukça önemli. En güçlü antioksidanlardan birisi olan C vitamini tüm bu faydaları sayesinde cilt bakımında giderek daha popüler hale geliyor.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><b>İşte genç ve parlak bir cildin sırrı olan C vitamininin cilde faydaları;</b></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><b>Kolajen sentezi ile sıkı bir cilt:&nbsp;</b>C vitamini kolajen sentezinde kilit bir role sahiptir. Kolajen ise cilt, saç, tırnak, kas ve eklemlerde en çok bulunan proteinlerdendir. 25 yaşından sonra vücudumuzda azalan kolajen üretimi nedeniyle cildimiz kırışmaya, sarkmaya ve yaşlanmaya başlar. C vitaminini düzenli tüketerek kolajen üretiminin azalmasının önüne geçebilir ve bu sayede cildinizin 20 li yaşların başındaki o parlaklığını, pürüzsüzlüğünü ve sıkılığını daha uzun süre korumasını sağlayabilirsiniz.</p>

<p></p>

<p><b>Lekesiz parlak bir cilt:&nbsp;</b>Güneş ışınlarının neden olduğu can sıkıcı cilt lekelerinden sizi koruyabilecek en önemli takviyelerden birisi de C vitaminidir. Bu güçlü antioksidan, güneşin cildinizde yarattığı stresin lekeye dönmesini engelleyecek, hatta mevcut lekelerin de azalmasına yardımcı olacaktır. Dermatologların kullandığı leke tedavilerinin de içinde içilebilen, sürülebilen ve hatta enjekte edilebilen C vitaminleri bulunduğunu söylemek cilt lekeleri konusunda ne kadar kritik bir önem taşıdığını göstermek için yeterli olacaktır.</p>

<p></p>

<p><b>Hızlıca iyileşen yaralar:&nbsp;</b>C vitamini kolajen üretimini artırarak yara iyileşmesini hızlandırır ve aynı zamanda güçlü bir antiinflamatuar yani iltihap önleyicisidir.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><b>Güçlü saç ve tırnaklar:</b>&nbsp;Kolajen üretimini tetikleyerek saçların daha parlak, daha güçlü ve sağlam olmasına katkıda bulunur. Ayrıca tırnakların kırılganlığını ve soyulmasını da azaltır.</p>

<p></p>

<p><b>Alerji, kızarıklık, egzema karşıtı:&nbsp;</b>Alerjik hastalıklar, kızarıklık, tahriş, egzema, sedef, roza gibi durumlarda iltihap önleyici, yatıştırıcı etkisiyle rahatlama sağlar. Tek başına tedavi edici değil fakat tedaviye çok güçlü bir destektir.</p>

<p></p>

<p><b>Göz altı morluklarının giderilmesi:&nbsp;</b>Sebeplerinden bazıları uykusuzluk, vitamin eksikliği , sigara kullanımı gibi hücresel stres yaratan durumlar olan göz altı morluklarına böyle güçlü bir antioksidan elbette ki iyi gelecektir. Hem tüketilmesi hem sürülmesi bu bölgedeki verimi artıracaktır.</p>

<p></p>

<p><b>Yaşlanma karşıtı etki:</b>&nbsp;Kolajen üretimini artıran ve leke karşıtı etkileri ile cildin yaşlanma sürecinde görülen ince çizgiler, sarkma, lekelenme gibi tüm belirtileri geciktirmede katkısı vardır. Biber, portakal, kivi , greyfurt, brokoli gibi yiyeceklerde bolca c vitamini bulunmaktadır. Kritik noktalardan birisi de C vitamininin fazlası depolanamadığı için tek seferde çok yemek yerine düzenli şekilde tüketmek gerekiyor ! Sigara içenlerin vücudu ekstra strese maruz kaldığı için c vitaminini normalden biraz daha fazla almaları faydalarına olacaktır.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gaziantepdenge.com/saglikli-genc-ve-parlak-cildin-sirri-c-vitamini</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Nov 2023 15:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepdengecom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepdenge-com/uploads/2023/11/c-vitamini22.jpg" type="image/jpeg" length="84987"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KARABİBER ÇAYI SOĞUK ALGINLIĞINA BİREBİR !]]></title>
      <link>https://www.gaziantepdenge.com/karabiber-cayi-soguk-alginligina-birebir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepdenge.com/karabiber-cayi-soguk-alginligina-birebir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dr.Fevzi Özgönül konu hakkında önemli bilgiler verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><font face="verdana, sans-serif">Karabiber çayının faydalarını saymakla bitiremeyen Dr.Fevzi Özgönül ,karabiber çayının antioksidan ve&nbsp;serbest radikalleri azalttığını , soğuk algınlığı, öksürük, solunum sıkıntısı ve ateş semptomlarında da rahatlama sağladığını belirtti.</font></p>

<p></p>

<p>Bunların yanında karabiber çayı,menstrüasyon&nbsp;sırasında ağrıyı hafifletir, sindirim, iştah ,gaz, ishal gibi sindirim sistemi problemlerini iyileştirmek için iyi bir yardımcıdır.Karaciğer ve tükürük üretiminden safra asidi salgısını arttırır.Biber,midede hidroklorik asit salınımını arttırarak sindirimi kolaylaştırır.</p>

<p></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">Zencefilin %3’ünü uçucu yağlar oluşturur ve tadını&nbsp;phenylpropanoid&nbsp;<wbr />adındaki maddelerden alır. Bunun dışında zengin bir B3, B6 ve demir, kalsiyum, fosfor, sodyum, potasyum, magnezyum minerallerini içermektedir. Bunların dışında zencefil ayrıca leysin,&nbsp;treonin,&nbsp;triptofan, valin,&nbsp;fenilalanin&nbsp;gibi amino asitler içermektedir.</font></p>

<p></p>

<p>Karanfilin çok etkili bir antioksidan özelliğinin olması kanserden, solunum yolları hastalıklarına, saçlardan, tırnaklara&nbsp;kadar çok geniş bir alanda sağlığımızı korumak için hizmet ettiğini belirten Dr.Fevzi Özgönül, 'Diş ağrımız varsa karanfil bize bu konuda da yardımcı olur.'dedi.</p>

<p><font face="verdana, sans-serif">&nbsp;&nbsp;</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">&nbsp; &nbsp;Tarçın &nbsp;ise&nbsp;glukoz&nbsp;emilimini yavaşlatan sindirim enzimlerini destekleyen bir yapıya sahiptir.Bu nedenle tarçın, insülinin etkinliğini 20 kat arttırabilir.&nbsp;Kullanıldığında&nbsp;<wbr />şeker&nbsp;isteğini azaltır.</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">&nbsp;</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">Bu çayı akşam yemeğinden önce her gün içebilirsiniz ancak karabibere karşı hassasiyeti olanların bu çayı tüketmelerini önermiyorum.</font></p>

<p></p>

<p><b><font face="verdana, sans-serif">Peki Karabiber Çayı Nasıl Hazırlanılır ?&nbsp;</font></b></p>

<p></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">6 adet tane karabiber</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">2 adet &nbsp;karanfil</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">1 diş sarımsak</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">1 çubuk tarçın</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">1 çay kaşığı taze zencefil rendesi veya ½ çay kaşığı toz zencefil</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">dilerseniz ½ çay kaşığı bal</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">2-3 damla limon suyu</font></p>

<pre>

</pre>

<p><font face="verdana, sans-serif">&nbsp;</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">Hepsini bir demliğe koyup 20 dakika kaynar su ile demledikten sonra içebilirsiniz.</font></p>

<p><font face="UICTFontTextStyleBody">&nbsp;</font></p>

<p></p>

<p><b><font face="verdana, sans-serif">KARABİBER ÇAYI SOĞUK ALGINLIĞINA BİREBİR !</font></b></p>

<p></p>

<p><b><font face="verdana, sans-serif">Dr.Fevzi Özgönül konu hakkında önemli bilgiler verdi.</font></b></p>

<pre>

</pre>

<pre>

</pre>

<p><font face="verdana, sans-serif">Karabiber çayının faydalarını saymakla bitiremeyen Dr.Fevzi Özgönül ,karabiber çayının antioksidan ve&nbsp;serbest radikalleri azalttığını , soğuk algınlığı, öksürük, solunum sıkıntısı ve ateş semptomlarında da rahatlama sağladığını belirtti.</font></p>

<p></p>

<p>Bunların yanında karabiber çayı,menstrüasyon&nbsp;sırasında ağrıyı hafifletir, sindirim, iştah ,gaz, ishal gibi sindirim sistemi problemlerini iyileştirmek için iyi bir yardımcıdır.Karaciğer ve tükürük üretiminden safra asidi salgısını arttırır.Biber,midede hidroklorik asit salınımını arttırarak sindirimi kolaylaştırır.</p>

<p></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">Zencefilin %3’ünü uçucu yağlar oluşturur ve tadını&nbsp;phenylpropanoid&nbsp;<wbr />adındaki maddelerden alır. Bunun dışında zengin bir B3, B6 ve demir, kalsiyum, fosfor, sodyum, potasyum, magnezyum minerallerini içermektedir. Bunların dışında zencefil ayrıca leysin,&nbsp;treonin,&nbsp;triptofan, valin,&nbsp;fenilalanin&nbsp;gibi amino asitler içermektedir.</font></p>

<p></p>

<p>Karanfilin çok etkili bir antioksidan özelliğinin olması kanserden, solunum yolları hastalıklarına, saçlardan, tırnaklara&nbsp;kadar çok geniş bir alanda sağlığımızı korumak için hizmet ettiğini belirten Dr.Fevzi Özgönül, 'Diş ağrımız varsa karanfil bize bu konuda da yardımcı olur.'dedi.</p>

<p><font face="verdana, sans-serif">&nbsp;&nbsp;</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">&nbsp; &nbsp;Tarçın &nbsp;ise&nbsp;glukoz&nbsp;emilimini yavaşlatan sindirim enzimlerini destekleyen bir yapıya sahiptir.Bu nedenle tarçın, insülinin etkinliğini 20 kat arttırabilir.&nbsp;Kullanıldığında&nbsp;<wbr />şeker&nbsp;isteğini azaltır.</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">&nbsp;</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">Bu çayı akşam yemeğinden önce her gün içebilirsiniz ancak karabibere karşı hassasiyeti olanların bu çayı tüketmelerini önermiyorum.</font></p>

<p></p>

<p><b><font face="verdana, sans-serif">Peki Karabiber Çayı Nasıl Hazırlanılır ?&nbsp;</font></b></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><font face="verdana, sans-serif">6 adet tane karabiber</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">2 adet &nbsp;karanfil</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">1 diş sarımsak</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">1 çubuk tarçın</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">1 çay kaşığı taze zencefil rendesi veya ½ çay kaşığı toz zencefil</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">dilerseniz ½ çay kaşığı bal</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">2-3 damla limon suyu</font></p>

<pre>

</pre>

<p><font face="verdana, sans-serif">Hepsini bir demliğe koyup 20 dakika kaynar su ile demledikten sonra içebilirsiniz.</font></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gaziantepdenge.com/karabiber-cayi-soguk-alginligina-birebir</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Nov 2023 14:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepdengecom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepdenge-com/uploads/2023/11/enfeksiyon.jpg" type="image/jpeg" length="67728"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ÖZEL MMT AMERİKAN HASTANESİ DİYABETE DİKKAT ÇEKTİ]]></title>
      <link>https://www.gaziantepdenge.com/ozel-mmt-amerikan-hastanesi-diyabete-dikkat-cekti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepdenge.com/ozel-mmt-amerikan-hastanesi-diyabete-dikkat-cekti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Kasım Dünya Diyabet Günü vesilesiyle, Özel MMT Amerikan Hastanesi Dâhiliye Uzmanı Dr. Yusuf Dürmüş, diyabet hastalığı ve önleyici tedbirler hakkında bilgi vererek, Türkiye’de 20 yaş üstü her 7 kişiden birinin diyabet hastası olduğunu dile getirdi. ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen Diyabetes mellitus hakkında bilgi veren Özel MMT Amerikan Hastanesi Dâhiliye Uzmanı Dr. Yusuf Dürmüş, şeker hastalığının en yaygın belirtilerinin su içme isteğinde artış, çok fazla idrara çıkma, iştahta artış olmasına rağmen kilo kaybı, halsizlik, çabuk yorulma, ağız kuruluğu gibi şikâyetler olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><b>AVRUPA'NIN ZİRVESİNDEYİZ</b></p>

<p><b>&nbsp;</b></p>

<p>Şeker hastalığının, vücuttaki insülin hormonunun eksik üretilmesinden kaynaklı ortaya çıktığını belirten Dr. Dürmüş, “Şeker Hastalığı; insülinin yetersiz sentezi veya üretilen insüline dokularda yeterli cevap alınamaması ile karakterize bir hastalıktır. Türkiye’de 20 yaş üstü her 7 kişiden birinin diyabet hastası olduğu bilinmektedir. Bu oranla Avrupa ülkeleri arasında zirvede yer almaktadır. Tip 1 DM genç ve zayıf hastalarda, insülin üretim eksikliği ve vücudun insüline karşı antikor oluşturması ile izlenir. Tip 2 DM ise genellikle 35 yaş üzeri, obez, aile öyküsü olan, sedanter yaşayan kişilerde görülür. Tip 2 DM belirgin daha sık görülür” dedi.</p>

<p></p>

<p><b>BELİRTİLERİ NELERDİR?</b></p>

<p><b>&nbsp;</b></p>

<p>Diyabet hastalarında genellikle başlangıç şikayetleri olarak su içme isteğinde artış, çok fazla idrara çıkma, iştahta artış olmasına rağmen kilo kaybı, halsizlik, çabuk yorulma, ağız kuruluğu gibi spesifik olmayan semptomlar olduğunu dile getiren Özel MMT Amerikan Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Yusuf Dürmüş, “Bazı hastalar kaşıntı, bulanık görme, inatçı enfeksiyonlar, iyileşmeyen yaralar, tekrarlayan mantar enfeksiyonları ile başvurabilir. Bu bulgularından herhangi birine sahipseniz en yakın dâhiliye uzmanına başvurulması önerilir. Diyabet tanısı çok basit yöntemlerle konulabilir. Açlık kan şekeriniz 126 üzerinde, tokluk kan şekeriniz 200 üzerinde ve üç aylık şeker ortalaması (A1c) 6,5 üzerinde ise tedavi başlanmalıdır. Tüm gebelere 24-28 haftalar arasında şeker yükleme testi yapılmalıdır” diye konuştu.</p>

<p></p>

<p><b>BESLENME DÜZENİ OLUŞTURULMALI</b></p>

<p><b>&nbsp;</b></p>

<p>Diyabet tanısı konulan her birey öncelikle beslenme düzeni oluşturması gerektiğini söyleyen Dr. Yusuf Dürmüş, “Kilo verme, haftada 3-4 gün yarım saat yürüyüş, sigarayı bırakma gibi yaşam tarzı değişikliği ile tedaviye başlanmalıdır. Yeni tanı hastaların yüzde 10-15’inde sadece bu önlemlerle diyabetin önüne geçilebilir. Bunların yeterli olmadığı hastalarda şeker hapları (oral antidiyabetik) ve insülin tedavisi ile hastalar uygun kan şekeri düzeyine düşürülür. Diyabet tedavi edilmediği takdirde ayak yaraları ve damar tutulumu nedeniyle uzuv kaybı, göz tutulumu nedeniyle katarakt ve körlük, böbrek tutulumu nedeniyle diyaliz ihtiyacı, kalp ve beyin damarlarında ilerleyici hasar nedeniyle kalp krizi ve inme, sinir uçlarının tutulumu nedeniyle ellerde ve ayaklarda yanma-uyuşma- karıncalanma- his kaybı görülebilir. Günümüzde güncel bilgiler, yeni geliştirilen tablet ve insülinler ile diyabet tedavisinde yüz güldürücü sonuçlar elde edilmeye başlanmıştır. Diyabetten değil geç kalmaktan korkmalıyız. Erişkin yaştaki her bireyin yıllık kan şekeri, kolesterol ve kalp şeridi takibi yapması, sigaradan, hareketsiz yaşamdan ve obeziteden kaçınması önerilir” diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gaziantepdenge.com/ozel-mmt-amerikan-hastanesi-diyabete-dikkat-cekti</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Nov 2023 14:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepdengecom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepdenge-com/uploads/2023/11/dsc-5407.JPG" type="image/jpeg" length="92931"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[GAÜN Hastanesi’nde “Dünya Diyabet Günü” Etkinliği Düzenlendi]]></title>
      <link>https://www.gaziantepdenge.com/gaun-hastanesinde-dunya-diyabet-gunu-etkinligi-duzenlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepdenge.com/gaun-hastanesinde-dunya-diyabet-gunu-etkinligi-duzenlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep Üniversitesi(GAÜN)Hastanesi’nde"14 Kasım Dünya Diyabet Günü" kapsamında diyabete farkındalık kazandırmak amaçlı bilgilendirme standı açıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>14 Kasım Dünya Diyabet Günü kapsamında, diyabet farkındalığını arttırmak ve bu konuya dikkat çekmek amacıyla açılan stantta diyabet ile ilgili bilgilendirmeler yapıldı. Standa başvuran vatandaşların kan şekeri ölçümleri de yapıldı.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Suzan Tabur diyabet ile ilgili, “Diyabetin dünya genelinde prevalansı yaşlanan nüfus, kentleşme ve değişen yaşam tarzı nedeniyle gittikçe artmaktadır. Türkiye’de 20-79 yaş aralığında yaklaşık 7 milyon diyabet hastası olduğu ve bu rakamın toplam yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 15’ine denk geldiği görülmektedir. Diyabetli bireylerin; kardiyovasküler hastalıklar, böbrek yetmezliği, alt ekstremite amputasyonu gibi ciddi ve hayatı tehdit eden komplikasyonlarla karşılaşma riski yüksektir. Bu durumda bireylerin yaşam kalitesi düşmekte, sağlık harcamalarında da ciddi artışlar ortaya çıkmakta ve ekonomik yük oluşturmaktadır. Diyabetin başarılı bir şekilde kontrol edilmesi noktasında ilaç ve tıbbi tedaviler yanında diyabet hastalığı ve diyabetten korunma yolları konusunda halkın bilinçlendirilmesi ve farkındalık oluşturulması da önemlidir” ifadelerine yer verdi.</p>

<p>Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Akarsu ise, “14 Kasım Dünya Diyabet Günü olarak değerlendiriliyor. Ülkemizde her 10 kişiden 1 kişinin diyabet hastası olduğunu görmekteyiz.&nbsp; Bakıldığında bunun büyük çoğunluğunu tip 2 diyabet oluşturuyor. Dünya diyabet gününde, diyabetli kişilerin çeşitli sorunlarını ele almaya çalışıyoruz. Obezite, fazla beslenme ve hareketsiz yaşam diyabete zemin oluşturan sebepler arasında yer alıyor.&nbsp; Bu yıl bu konuya farkındalık oluşturabilmek amacıyla hastalarımızla birlikte yürüyüş aktivitesi yaptık. Ayrıca hastanemizde, hastalarımızın diyabet tedavilerini sürdürürken karşılaştıkları sorunları dinledik. Diyabetin hastalarımızda organ hasarı oluşturmaması için alınması gereken önlemleri konuştuk. Diyabetin yol açtığı sağlık başta olmak üzere sosyal, ekonomik sorunları da düzeltmek için, tedaviye ulaşımlarının kolaylaşması ve diyabetlilere sunulan imkânların artırılması gerekiyor. Biz her yıl bu konulara dikkat çekmek, farkındalık oluşturabilmek amacıyla farklı etkinlikler yapma çabası içerisindeyiz” dedi.&nbsp;</p>

<p><b>Haber/Fotoğraf: Elif EMİROĞLU SÖNMEZ</b></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gaziantepdenge.com/gaun-hastanesinde-dunya-diyabet-gunu-etkinligi-duzenlendi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Nov 2023 13:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepdengecom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepdenge-com/uploads/2023/11/img-4933.JPG" type="image/jpeg" length="43959"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SANKO ÜNİVERSİTESİ HASTANESİNDE BEBEĞE KALP AMELİYATI YAPILDI]]></title>
      <link>https://www.gaziantepdenge.com/sanko-universitesi-hastanesinde-bebege-kalp-ameliyati-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepdenge.com/sanko-universitesi-hastanesinde-bebege-kalp-ameliyati-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde ilk kez bir bebeğe kalp ameliyatı yapıldı. Kalbinde pıhtı olan 2 kilo 400 gram ağırlığındaki bebek, açık kalp ameliyatının ardından sağlıklı bir şekilde ailesine teslim edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Anne T. C. (32), bebeğine, rahatsızlığı sonrasında gittikleri bir özel sağlık kuruluşunda hidrosefali (beyinde sıvı birikmesi) teşhisi konulduğunu, tedavi sürecinde bu kez de kalbinde kitle tespit edildiğini söyledi.</p>

<p></p>

<p>Bebeğinin tedavisi için SANKO Üniversitesi’ne yönlendirildiğini belirten T. C., “SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğr. Üyesi ve Yenidoğan Yoğun Bakım Sorumlusu Prof. Dr. Ünal Sarıkabadayı, kızımı takibe aldıktan sonra diğer birimlerden doktorlarla görüşerek kızımı riske atmadan ameliyatını planladılar” dedi.</p>

<p></p>

<p>“O süreçte kızım çok mücadele verdi. Pıhtının koparak akciğere atma riski vardı” diyen T. C., “Ameliyat için 12 gün bekledik, üç saate yakın süren ameliyat başarılı geçti ve kızımın kalbindeki pıhtı temizlendi. Hidrosefali tedavisi devam ediyor ama buna rağmen kızım hayata tutunmak istiyor. Kızım yaşamayı çok istedi ve doktorlarımız da kızımıza umut oldu” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p><b>PROF. DR. ÜNAL SARIKABADAYI</b></p>

<p>Prof. Dr. Ünal Sarıkabadayı ise sağlık sorunları yaşayan 58 günlük bebeğin tedavisini üstlendiklerine dikkat çekerek, süreci şöyle özetledi:</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Yaşadığı ciddi sağlık sorunları nedeniyle hastanemize yönlendirilen bebek, yenidoğan yoğun bakımımızda 24 saat gözetim altında tutuldu. Gerçekleştirdiğimiz ilaç tedavisine yanıt vermeyince, kalp ve damar cerrahisi bölümümüzle yaptığımız görüşmeler sonucu, açık kalp cerrahisi yapılması gerektiği sonucuna ulaştık.</p>

<p></p>

<p>Bölgemizde kalp hastası çocuk hastaların cerrahisi büyük bir sorundur. Bu hastamız ek hastalıkları da olması nedeniyle sevk edilmek istenmiş ama başka merkezlerce kabul edilmemiştir. Bunun üzerine SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Bülent Meşe tarafından 2 kilo 400 gram ağırlığındaki bebeğimize açık kalp cerrahisi yapılmıştır.</p>

<p></p>

<p>Hastanemizde kalp hastalığı nedeniyle ameliyat edilen ilk bebek hastamızdır. Ameliyatı yapan Doç. Dr. Bülent Meşe’ye, operasyon sırasındaki özverili desteklerinden dolayı Anestezi ve Reanimasyon Bölümüne ve Yenidoğan Yoğun Bakım Ekibine çok teşekkür ediyorum.”</p>

<p><b>&nbsp;</b></p>

<p><b>DOÇ. DR. BÜLENT MEŞE</b></p>

<p>Bebeğin ameliyatını gerçekleştiren SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Bülent Meşe de&nbsp;“Yenidoğan yoğun bakımda kranial (beyin) patoloji sonucu hidrosefali nedeni ile tedavisi yapılan ve tetkiklerinde kalbin içinde kitle saptanan bebeğimizi değerlendirdiğimizde kitlenin sağ kulakçık içinde ve kulaklıklar arasındaki duvardan kaynaklandığını tespit ettik” diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>Bu patolojik kitlenin ameliyatla alınmasının kaçınılmaz olduğuna vurgu yapan Doç. Dr. Meşe, “Hazırlıkları yaparak bebek hastamızı açık kalp ameliyatına aldık. Kalpteki kitleyi cerrahi olarak çıkardık. Güzel ve özenli bakım sonrası bebeği sağlıklı bir şekilde ailesine teslim ettik. Tüm ekip arkadaşlarıma ve hastaneme teşekkürü borç biliyorum” ifadelerine yer verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gaziantepdenge.com/sanko-universitesi-hastanesinde-bebege-kalp-ameliyati-yapildi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Nov 2023 13:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepdengecom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepdenge-com/uploads/2023/11/sanko-universitesi-hastanesi.jpeg" type="image/jpeg" length="71566"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BUNLAR KULAK ZARININ YIRTILMASINI TETİKLİYOR !]]></title>
      <link>https://www.gaziantepdenge.com/bunlar-kulak-zarinin-yirtilmasini-tetikliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepdenge.com/bunlar-kulak-zarinin-yirtilmasini-tetikliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><font face="verdana, sans-serif">Kulak zarı, dış kulak ile orta kulak arasında önemli bir bariyer görevi yapar. Kulak zarı delik olduğu zaman dış kulak yolundaki sıvılar orta kulağa geçerek burada akıntılı iltihap oluşturur. Tekrarlayan kulak akıntıları orta kulakta işitmeyi sağlayan kemikçikleri eriterek işitmenin kalıcı olarak zarar görmesine neden olur?&nbsp; Yine kulak zarı delik olan kişilerde normale göre %10-15 işitme kaybı da görülür, yanı kulak zarı tamiri aynı zamanda işitmeyi de olumlu yönde iyileştirir.&nbsp; Delik Kulak zarı delik olan kişilerin işitme kaybı tedavisinde işitme cihazı kullanmaları da problem oluşturur, çünkü cihaz ile tıkanan dış kulak yolu havalanması bozulduğu için hemen orta kulakta akıntı oluşmaya başlar, bu akıntılar cihazın mikrofon sistemini tıkayarak işitme cihazı kullanımı da sorun oluşturur.&nbsp;</font></p>

<p></p>

<p><b><font face="verdana, sans-serif">Kulak Zarı Neden Yırtılır?&nbsp;</font></b></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">Çocukluktan itibaren geçirilen kulak zarı iltihapları kulak zarında delinmeye neden olur. Östaki borusu problemleri yani östaki borusu tıkanması ve kapanması kulak zarında çökme ve incelme yaparak zar yırtılmasını kolaylaştırır.&nbsp; Çocuklarda geniz eti, burun alerjisi, damak problemi de kulak zarı sorunları oluşturabilir.Erişkinlerde burun tıkanıklığı, sigara içmek, çok sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmek kulak zarı problemleri oluşturur. Yine kulağa travma, çok yüksek ses, dalma ve uçuşlarda zar yırtılması yapabilir.&nbsp;</font></p>

<p></p>

<p><b><font face="verdana, sans-serif">Kulak Zarı Tamiri Nasıl Yapılır ?&nbsp;</font></b></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">Kulak içinden veya kulak arkasından kesi yapılarak tamir edilebilir, hastanın Mastoid hücrelerinde iltihap olup olmaması, işitme kaybı ve derecesi, kulakta kolestetaom olup olmamasına göre kesi yeri belirlenir. Mastoid hücrelerde iltihap dolu ise yapılacak ameliyat adı Mastoidektomi olur. Problem sadece kulak zarında ise yapılacak ameliyat adı Miringoplastidir. Kulak zarı tamiri kulak kanalından Endoskop ile tamir edilecekse Endoskopik Timpanoplasti olarak adlandırılır. Biz kendi hastanemizde çoğu hastada kulakta kesi yapmadan kulak kanalından endoskop ile onarım yapıyoruz.&nbsp;</font></p>

<p></p>

<p><b><font face="verdana, sans-serif">Kulak Zarı Tamiri Ne ile Yapılır ?&nbsp;</font></b></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">Kulak zarı tamirinde kas fasyası, tragus kıkırdağı, deri, yağ, fasya ve suni materyaller kullanılabilir, en sık kullanılan yöntem kıkırdaktır, başarısı en yüksek olan yöntem de yine kıkırdaktır.&nbsp;</font></p>

<p></p>

<p><b><font face="verdana, sans-serif">Kulak Zarı Tamiri Ne kadar Sürede İyileşir ?&nbsp;</font></b></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">Hastalar hastanede bir gün kalır yada aynı gün taburcu edilebilir, Endoskopik Kulak zarı tamirinde hastalar kulak arkası kesi olmadan kulak kanalından ameliyat edilir. Baş sargısı yapılmaz, sadece kulak üzeri kapatılır, aynı hafta işlerine dönebilir, kulağa su kaçırmadan duş alabilir, 20 gün uçak yolculuğu ve dalma yapamazlar, ıkınmak, öksürmek, hapşırmak gibi hareketler tavsiye edilmez, 10 gün kadar günlük 1-2 saat kadar sakız çiğneyebilir, genellikle zar iyileşmesi bir ayda oluşur. İşitmenin tam olarak düzelmesi için 3 ay geçmesi gerekebilir.&nbsp;</font></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><b><font face="verdana, sans-serif">Endoskopik Kulak Zarı Tamirinde İşitme İyileşir mi ?</font></b></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">Prof.&nbsp;Dr.&nbsp;Yavuz&nbsp;Selim&nbsp;Yıldırım<wbr />, ''&nbsp;Kulak zarı onarımı yaparken aynı zamanda işitmeyi sağlayan kemikçiklerde problem varsa bunları da onarıyoruz, yani işitme kaybı da düzeliyor, kulak akıntısı yapan iltihaplarda endoskopik yolla temizlenebiliyor. Kulak zarı tamiri sonrası hasta işitme cihazı kullanıyorsa cihaza ihtiyaç kalmayabilir, havuza ve denize girmeye başlar, kulağa su kaçmasını engellemeye çalışmaz, çünkü artık su kaçmaz.''dedi.</font></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gaziantepdenge.com/bunlar-kulak-zarinin-yirtilmasini-tetikliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Nov 2023 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepdengecom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepdenge-com/uploads/2023/11/kulak.jpg" type="image/jpeg" length="74726"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Vitamin Eksikliğine Dikkat! Vücudumuz da Vitamin Neden Eksilir? ]]></title>
      <link>https://www.gaziantepdenge.com/vitamin-eksikligine-dikkat-vucudumuz-da-vitamin-neden-eksilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepdenge.com/vitamin-eksikligine-dikkat-vucudumuz-da-vitamin-neden-eksilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hayatımız için çok önemli bir konu olan vitamin eksikliği bir çok kişinin fikir sahibi olduğu ama hiç kimsenin de tam olarak düzgün uygulayamadığı veya uygulamaların içinde çok fazla hatanın barındığı bir mesele. ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Vitamin eksikliğinden önce vitamin nedir ne işe yarar?&nbsp;</p>

<p>Vitaminler, doğal besin kaynaklarında bulunan, hücre yenilenmesine ve enerji üretimine yardımcı olan, vücudun günlük olarak belirli miktarlarda ihtiyaç duyduğu, yeterli olmadığı durumlarda dışardan takviye olarak alınması gereken&nbsp;düzenleyici ve direnç attırıcı maddelerdir. Daha basit anlatımla vitaminler vücudumuzun aksamadan çalışması için çok önemli maddelerdir diyebiliriz. Vitaminleri içinde çözündükleri maddeye göre suda eriyenler ve yağda eriyenler şeklinde iki gruba ayırabiliriz. Günümüzde tanımlanmış 13 adet vitamin vardır. Bunları doğal besinlerle alabiliyoruz ama artık günümüz koşullarında maalesef (yaşam şekli, verimsiz topraklarda yetişen besinler vb) sadece besinlerle aldığımız vitaminler ihtiyacımızı karşılayamayabiliyor.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><b>Vitamin eksikliği nasıl olur?&nbsp;</b></p>

<p>Beslenmemizle doğal olarak besinlerin içinde bulunan vitaminleri alır ve kullanırız düzenli ve dengeli bir diyetle de genelde yeterli miktarda da alırız esasen ama şu an besinlerin pişirilme tekniklerinde, muhafaza ve taşınma yöntemlerinde veya üretildiği andan itibaren geçen süreçte başta c vitamini olmak üzere bir çok vitaminin kayba uğradığını da biliyoruz. Bunun yanı sıra artık toprağın da eski verimlilikte olmadığını ve besinlerin normalde içerdiklerinden daha az vitamin içerdiğini de biliyoruz. Hal böyle olunca işin içine bir de stres, hava kirliliği, vitamin ihtiyacını artıran faktörler (gebelik, spor, sigara vb) ve hepsinin üstüne bir de düzensiz beslenme ve yaşam şeklini de eklediğimizde vitamin eksikliği çıkması işten bile değil.&nbsp;</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Büyük resme baktığımızda besinlerin fakirleşmesi ve yaşam şeklimiz kaynaklı o içeriği fakirleşmiş olan besinleri bile düzenli ve dengeli tüketememek eksikliğin başlıca nedeni olarak karşımızı çıkıyor. Ayrıca mevsim geçişlerinde bağışıklığı güçlendirebilmek için ekstra ihtiyaç da olunca eksikliğin boyutu artabiliyor doğal olarak. Sonuç olarak hayatımızın dinamiğinde sürekli olan vitaminler vücudumuza bir şekilde sürekli olarak alınmalı (buradaki alınmalı hem besinlerden gelen hem de takviye olarak anlamında algılayınız öncelik her zaman besinler). Tabi ki hekiminize danışmadan asla gelişi güzel vitamin mineral kullanmayın bunun da zarar verici sonuçları olabilir bilinçsizce yapıldığında.&nbsp;</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gaziantepdenge.com/vitamin-eksikligine-dikkat-vucudumuz-da-vitamin-neden-eksilir</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Nov 2023 10:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepdengecom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepdenge-com/uploads/2023/11/zzmuhammed-hoca.jpg" type="image/jpeg" length="65936"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[MANTARIN FAYDALARI NELERDİR ?]]></title>
      <link>https://www.gaziantepdenge.com/mantarin-faydalari-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepdenge.com/mantarin-faydalari-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyetisyen Batuhan Silvan mantarın faydaları konusunda önemli bilgiler verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mantarlar, yer üstünde yetişen filamentli mantarların meyve veren gövdeleri olarak tanımlanır. Mutfak kullanımında beyaz sebzeler olarak sınıflandırılırlar.</p>

<p>yaklaşık 1.600 mantar türü vardır, ancak yalnızca 100'ünün yenilebilir olduğu kabul edilmiştir ve 33 tür dünya çapında tüketim için yetiştirilmektedir.</p>

<p>Mantarların kalorisi düşüktür ve antioksidanlar, lif, b vitaminleri ve mineraller dahil olmak üzere çeşitli besinler sağlar. uv ışığına maruz kalan mantarlar da bol miktarda d vitamini kaynağı olabilir.</p>

<p></p>

<p><b>Yenilebilir mantar tüketimi,ülkemizde oldukça yaygındır peki nedir ? Mantarın faydaları:</b></p>

<p></p>

<p><b>Anti-inflamatuar özelliğe sahiptir:</b></p>

<p>Mantarlar en iyi anti-inflamatuar gıdalardan biri olarak sıralanır. vücuttaki kronik inflamasyon, otoimmün durumlarla ve kalp hastalığı, kanserler ve alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıklar dahil olmak üzere kronik hastalıklara iyi geldiği bilimsel olarak ispatlanmıştır.Mantarlarda bulunan çeşitli biyoaktif bileşiklerin nörodejenarif hastalıklara karşı koruma sağlayabilecek anti-inflamatuar etki gösterir.bunlara, sistemik uzun süreli inflamasyonla bağlantılı sitokinler adı verilen proinflamatuar bileşikleri düzenleyen beta-glukanlar dahildir.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><b>Diyabetin önlenmesine ve tedavisine yardımcıdır:</b></p>

<p>Mantarların kalorisi düşüktür ve bir gıdayı tükettikten sonra kan şekerinin ne kadar hızlı yükseldiğinin bir ölçüsü olan glisemik indeksi düşüktür.Ayrıca hem pankreas fonksiyonunu hem de insülin salınımını iyileştirir. Mantarlar aynı zamanda önemli bir d vitamini kaynağı da olabilir. araştırmalar, düşük d vitamini alımı ile insülin direnci arasında bir bağlantı olduğunu göstermiştir.</p>

<p></p>

<p><b>Kilo yönetimine yardımcı olur:</b></p>

<p>Mantarların kilo yönetimini olumlu yönde etkileyen çeşitli özellikleri vardır. Kalorileri düşüktür, çiğnemek daha fazla zaman alır ve sıvı ve lif içerikleri doyurucudur. ayrıca mide boşalmasını yavaşlatır ve tokluk hissini artırır.</p>

<p>Ayrıca mantarların bağırsak mikroplarının yapısını değiştirdiği ve anti-obezojenik (obeziteye neden olan) bağırsak bakterilerinin düzeylerini artırma özelliği vardır.</p>

<p></p>

<p><b>Tansiyonu düzenler:</b></p>

<p>Yüksek tansiyon veya hipertansiyon, kalp hastalığı ve felç için bir risk faktörüdür.Yapılan bir araştırma, mantarların kan basıncını düşürmeye yardımcı olduğu bilinen biyoaktif bileşikler içerdiğini belirtiyor. bu bileşiklerin bazıları kan damarlarını gevşeterek dolaşımı açar. Mantarlar aynı zamanda d vitamini içeriği nedeniyle kan basıncı kontrolüne de katkıda bulunabilir ; çünkü kandaki düşük d vitamini düzeyleri, artan hipertansiyon riskine bağlıdır.</p>

<p></p>

<p><b>Depresyon riskini azaltır:</b></p>

<p>Majör depresyon, Dünya'da ve ülkemizde yaygın akıl sağlığı hastalıklarından biridir. Araştırmalar, mantarların b12 vitamini , antioksidanlar ve antiinflamatuar ajanlar dahil olmak üzere kaygıyı azaltmayla ilişkili olabilecek çok sayıda biyoaktif bileşik içerdiğini buldu.Mantarlar aynı zamanda ergotionin adı verilen bir amino asidin en yüksek besin kaynağıdır. ergotionin bir antioksidan görevi görür ve depresyonun önlenmesi de dahil olmak üzere zihinsel sağlık yararlarıyla ilişkilidir.</p>

<p></p>

<p><b>Beyin sağlığını destekler:</b></p>

<p>Mantarlar, yaşa bağlı normal bilişsel gerileme ile daha ciddi bir durum olan demans arasındaki aşama olan bilişsel bozulmanın önlenmesinde yardımcı olur.</p>

<p></p>

<p><b>Kansere karşı korunmaya yardımcıdır:</b></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yapılan bir araştırma, yenilebilir mantarların kanserin gelişmesini, büyümesini ve yayılmasını önleyebileceğini ve kanserin iyileşmesi sırasında bağışıklık desteği sağlayabileceğini belirtiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gaziantepdenge.com/mantarin-faydalari-nelerdir</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Nov 2023 09:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepdengecom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepdenge-com/uploads/2023/11/mantar.jpg" type="image/jpeg" length="82585"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İşyerin de Yapılan Strese Dikkat! ]]></title>
      <link>https://www.gaziantepdenge.com/isyerin-de-yapilan-strese-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepdenge.com/isyerin-de-yapilan-strese-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İşyerindeki stres, hem bireyler hem de kuruluşlar için çok çeşitli olumsuz sonuçlar doğurabilir. İşte işyeri stresi ile ilişkili bazı zararlar:&nbsp;</p>

<p><b>Sağlık Sorunları:</b>&nbsp;Uzun süre strese maruz kalmak, yüksek tansiyon, kalp hastalığı, obezite, depresyon, anksiyete ve uyku bozuklukları gibi çeşitli fiziksel ve zihinsel sağlık sorunlarına yol açabilir. Bağışıklık sistemini zayıflatabilir ve hastalık riskini artırabilir.&nbsp;</p>

<p><b>Tükenmişlik</b>: Kronik stres, duygusal, fiziksel ve zihinsel bir tükenme durumu olan tükenmişlikle sonuçlanabilir. Tükenmişlik, iş performansının düşmesine, iş memnuniyetinin azalmasına ve hatta kişinin işinden veya kariyerinden ayrılma isteğine yol açabilir.&nbsp;</p>

<p><b>Azalan Üretkenlik:</b>&nbsp;Stres, bilişsel işlevi bozarak çalışanların konsantre olmasını, karar vermesini ve sorunları çözmesini zorlaştırabilir. Bu da üretkenliğin azalmasına, hatalara ve düşük iş performansına yol açabilir.&nbsp;</p>

<p><b>Devamsızlık:</b>&nbsp;Stresli çalışanların hastalık günleri veya tıbbi izinler alma olasılığı daha yüksektir, bu da iş akışını bozabilir ve başkalarının iş yükünü artırabilir.&nbsp;</p>

<p><b>Artan İş Devri:</b>&nbsp;İş yerinde sürekli olarak yüksek düzeyde stres yaşayan çalışanların başka bir yerde iş arama olasılığı daha yüksektir. Yüksek iş gücü devri, işe alım, eğitim ve üretkenlik kaybı açısından kuruluşlar için maliyetli olabilir.&nbsp;</p>

<p><b>Kişilerarası Sorunlar:</b>&nbsp;Stres, iş arkadaşları arasında çatışmaya ve gergin ilişkilere yol açabilir. Ayrıca çalışanın kişisel hayatını da etkileyerek aile ve sosyal ilişkilerinde sorunlara yol açabilir.&nbsp;</p>

<p><b>Güvenlik Riskleri:</b>&nbsp;Sağlık ve imalat gibi belirli sektörlerde stresli çalışanlar, muhakeme yeteneklerinin zayıflaması ve detaylara daha az dikkat etmeleri nedeniyle kendileri ve başkaları için güvenlik riskleri oluşturabilir.&nbsp;</p>

<p><b>Kalite Sorunları:</b>&nbsp;Stres, iş kalitesinde düşüşe yol açabilir, çünkü çalışanlar bunaldıklarında veya endişelendiklerinde görevleri aceleye getirebilir veya önemli ayrıntıları gözden kaçırabilirler.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşyerinde stresin zararlarını azaltmak için kuruluşlar stres yönetimi programları uygulayabilir, çalışan yardım programları sunabilir, iş-yaşam dengesini teşvik edebilir, stres azaltma teknikleri konusunda eğitim verebilir ve destekleyici ve kapsayıcı bir çalışma ortamı yaratabilir. Bireyler de gevşeme teknikleri, zaman yönetimi, sosyal destek arama ve sınırlar belirleme yoluyla kendi streslerini yönetmek için adımlar atabilirler.&nbsp;</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gaziantepdenge.com/isyerin-de-yapilan-strese-dikkat</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Nov 2023 14:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepdengecom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepdenge-com/uploads/2023/11/zz-hazal-aksahin-2.jpg" type="image/jpeg" length="95614"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaşlılık Dönemin de Beslenmeye Dikkat! ]]></title>
      <link>https://www.gaziantepdenge.com/yaslilik-donemin-de-beslenmeye-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gaziantepdenge.com/yaslilik-donemin-de-beslenmeye-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaşlılıkta iyi beslenmek, sağlığın ve yaşam kalitesinin korunması için çok önemlidir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlar yaşlandıkça beslenme ihtiyaçları değişebilir ve iştah, sindirim ve genel sağlıkla ilgili zorluklarla karşılaşabilirler. İşte sağlıklı kalmak ve öğünlerinizin tadını çıkarmak için yaşlılıkta nasıl beslenmeniz gerektiğine dair bazı ipuçları:&nbsp;</p>

<p><b>Dengeli Beslenme:</b>&nbsp;Meyveler, sebzeler, yağsız proteinler, tam tahıllar ve süt ürünleri (veya süt ürünleri alternatifleri) gibi tüm gıda gruplarından çeşitli gıdalar içeren dengeli bir diyete odaklanın. Bu, geniş bir besin yelpazesi almanızı sağlar.&nbsp;</p>

<p><b>Porsiyon Kontrolü:</b>&nbsp;Yaşlandıkça metabolizmanız yavaşlayabilir, bu nedenle aşırı yemekten ve kilo almaktan kaçınmak için porsiyon boyutlarına dikkat etmek önemlidir. Porsiyon kontrolüne yardımcı olmak için daha küçük tabaklar kullanın.&nbsp;</p>

<p><b>Susuz kalmayın:</b>&nbsp;Dehidrasyon yaşlı yetişkinlerde yaygın bir sorun olabilir. Susuz kalmamak için gün boyunca bol miktarda su için. Dehidrasyona katkıda bulunabilecek aşırı kafein ve alkolden kaçının.&nbsp;</p>

<p><b>Diş Sağlığı:</b>&nbsp;Diş problemleriniz varsa veya takma diş kullanıyorsanız, düzgün oturduklarından emin olun. Bu, çiğnemeyi ve çeşitli yiyeceklerin tadını çıkarmayı kolaylaştıracaktır.&nbsp;</p>

<p><b>Düzenli Öğünler</b>: Gün boyunca atıştırmak yerine düzenli, dengeli öğünler yemeye çalışın. Bu, tutarlı bir enerji seviyesinin korunmasına yardımcı olabilir ve vücudunuza ihtiyaç duyduğu besinleri sağlayabilir.&nbsp;</p>

<p><b>Lif Açısından Zengin Gıdalar:</b>&nbsp;Diyetinize tam tahıllar, meyveler ve sebzeler gibi lif açısından zengin gıdalar ekleyin. Lif, sindirime yardımcı olabilir ve yaşlı yetişkinlerde daha yaygın olabilen kabızlığı önleyebilir.&nbsp;</p>

<p><b>Protein:&nbsp;</b>Protein, kas kütlesini ve genel sağlığı korumak için gereklidir. Diyetinize tavuk, balık, fasulye ve tofu gibi yağsız protein kaynaklarını dahil edin.&nbsp;</p>

<p><b>Kalsiyum ve D Vitamini:</b>&nbsp;Bu besinler kemik sağlığı için çok önemlidir. Süt ürünleri, güçlendirilmiş bitki bazlı süt alternatifleri, yeşil yapraklı sebzeler ve takviyeler yeterli kalsiyum ve D vitamini almanıza yardımcı olabilir.&nbsp;</p>

<p><b>Tuz ve Şekeri Sınırlandırın:</b>&nbsp;Yüksek tansiyon ve diyabet gibi sağlık sorunlarına katkıda bulunabileceğinden, yüksek sodyumlu ve yüksek şekerli gıda alımınızı azaltın.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><b>Dikkatli Yemelisiniz:</b>&nbsp;Vücudunuzun açlık ve tokluk işaretlerine dikkat edin. Dikkatli yemek, aşırı yemeyi önlemeye ve yiyeceklerle sağlıklı bir ilişki kurmaya yardımcı olabilir. Mümkün olduğunca yemeklerinizi arkadaşlarınız ve ailenizle paylaşın. Yemek sırasında sosyalleşmek keyifli olabilir ve yalnızlık hissini önlemeye yardımcı olabilir. Bireysel sağlık ihtiyaçlarınıza bağlı olarak, doktorunuz vitamin veya mineral takviyeleri önerebilir. Bir sağlık uzmanına danışmadan herhangi bir takviyeye başlamayın.&nbsp;</p>

<p><b>Aktif Kalın:</b>&nbsp;Düzenli fiziksel aktivite iştahınızı artırmaya ve kas kütlenizi korumaya yardımcı olabilir. Ayrıca genel sağlığı da destekler.&nbsp;</p>

<p>Bireysel diyet ihtiyaçlarının değişebileceğini unutmayın, bu nedenle yeme alışkanlıklarınızı özel sağlık ve diyet gereksinimlerinize göre uyarlamanız önemlidir.&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gaziantepdenge.com/yaslilik-donemin-de-beslenmeye-dikkat</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Nov 2023 11:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gaziantepdengecom.teimg.com/crop/1280x720/gaziantepdenge-com/uploads/2023/11/zzz-elif-bilgin-bas90.jpg" type="image/jpeg" length="61757"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
